سُورَةُ الْمُمْتَحِنَةِ
Mümtehine Sûresi
MEDENÎBu sûre hakkındaMedine döneminde, yedinci hicrî yılda nâzil olmuştur. 13 âyettir. Adını hicret amacıyla gelen kadınların imtihan edilmesini konu alan 10. âyetin muhtevasından almıştır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1
یٰٓـاَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّٖی وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِیَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَیْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ یُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِیَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْؕ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهٰدًا فٖی سَبٖیلٖی وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتٖی تُسِرُّونَ اِلَیْهِمْ بِالْمَوَدَّةِࣗ وَاَنَا اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَیْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْؕ وَمَنْ یَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّبٖیلِ ﴿1﴾
Ey iman edenler! Benim düşmanlarımı ve sizin düşmanlarınızı dost edinmeyin. Siz onlara sevgi(niz yüzünden haber) ulaştırıyorsunuz. Halbuki onlar, size hak olarak gelen (Kur’an’)ı inkâr etmişler; Resûlü de, sizi de, Rabbiniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı (yurdunuzdan) çıkarmışlardır.
*
Allah’a düşmanlık edip O’nu tanımayanlar, emirlerine muhalefet edenler.2
1
یٰٓـاَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّٖی وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِیَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَیْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ یُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِیَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْؕ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهٰدًا فٖی سَبٖیلٖی وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتٖی تُسِرُّونَ اِلَیْهِمْ بِالْمَوَدَّةِࣗ وَاَنَا اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَیْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْؕ وَمَنْ یَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّبٖیلِ ﴿1﴾
Eğer siz benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çık(ıp hicret et)mişseniz (nasıl oluyor da) onlara sevgi gösterip sır veriyorsunuz? (Ey kullarım!) Oysa ben, gizlediğinizi de açıkladığınızı da çok iyi bilenim. İçinizden kim bunu yapar (onları dost tutar)sa kesinlikle düz yoldan sapmış olur.1
1bk. 3/28; 4/144; 5/51-57
*
Peygamber (sas.) Mekke’nin fethi için gizlice hazırlanırken Mekke’den Sâre adlı bir kadın, yardım toplamak için Medine’ye geldi ve toplanan yardımlarla geri dönerken, Hâtıb b. Ebî Beltaa, Mekke’deki yakınlarını korumak için kendisine durumu bildiren bir mektup verdi. Hz. Peygamber de bunun üzerine ashabdan altı kişilik bir süvariyi yola çıkardı. Onun tarif ve emir buyurduğu Hah bahçesinde kadını yakalayıp mektubu aldılar. İşte bu âyette yüce Allah kendisine ve müslümanlara açık veya gizli düşmanlık edenlerle dost/sırdaş olmamamızı ve onlara sevgi göstermememizi emrediyor.
2
اِنْ یَثْقَفُوكُمْ یَكُونُوا لَكُمْ اَعْدَٓاءً وَیَبْسُطُٓوا اِلَیْكُمْ اَیْدِیَهُمْ وَاَلْسِنَتَهُمْ بِالسُّٓوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَؕ ﴿2﴾
Eğer onlar sizi ele geçirseler size düşman olurlar, size (her türlü) kötülükle ellerini, dillerini uzatırlar ve (sizin hep) kâfir olmanızı arzu ederler.
3
لَنْ تَنْفَعَكُمْ اَرْحَامُكُمْ وَلَٓا اَوْلٰدُكُمْۚۛ یَوْمَ الْقِیٰمَةِۚۛ یَفْصِلُ بَیْنَكُمْؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖیرٌ ﴿3﴾
Kıyamet günü ne akrabanız ne de çocuklarınız asla size fayda vermeyecek, (Allah onlarla) aranızı ayıracaktır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
4
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فٖٓی اِبْرٰهٖیمَ وَالَّذٖینَ مَعَهُۚ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰٓؤُا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِؗ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَیْنَنَا وَبَیْنَكُمُ الْعَدٰوَةُ وَالْبَغْضَٓاءُ اَبَدًا حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُٓ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰهٖیمَ لِاَبٖیهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَٓا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍؕ رَبَّـنَا عَلَیْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَیْكَ اَنَبْنَا وَاِلَیْكَ الْمَصٖیرُ ﴿4﴾
İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için hakikaten güzel bir örnek vardır. Hani onlar, kavimlerine: “Şüphesiz biz, sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz ve siz bir tek Allah’a (şirksiz) inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebedî olarak düşmanlık ve kin belirmiştir.” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in (henüz men edilmemişken) babasına: “Senin için mutlaka mağfiret dileyeceğim. (Fakat) Allah’tan (gelecek) hiçbir şeye gücüm yetmez.” demesi hariçtir. (Size örnek değildir. Yine onlar:) “Ey Rabbimiz! Yalnız sana güvenip dayandık, yalnız sana yöneldik, dönüş de ancak sanadır.” demişlerdi.3
3bk. 19/47; 26/86; Hz. İbrahim’in babası için bk. 6/74; 9/113-114
5
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذٖینَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ ﴿5﴾
“Ey Rabbimiz! Bizi, o inkâr edenler için fitne (konusu) yap(ıp ezdir)me! Bizi bağışla Rabbimiz. Çünkü sen mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibisin.” (demişlerdi.)
6
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖیهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ یَرْجُوا اللّٰهَ وَالْیَوْمَ الْاٰخِرَؕ وَمَنْ یَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِیُّ الْحَمٖیدُࣖ ﴿6﴾
Andolsun ki onlarda sizin için, Allah’ın rızasını ve âhiret günü(nün saadeti)ni ümit etmekte olanlar için güzel bir örnek vardır. Kim de yüz çevirirse (aleyhinedir). Şüphesiz Allah Ganî’dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur), hamde layık olan da yalnız O’dur.
7
عَسَى اللّٰهُ اَنْ یَجْعَلَ بَیْنَكُمْ وَبَیْنَ الَّذٖینَ عَادَیْتُمْ مِنْهُمْ مَوَدَّةًؕ وَاللّٰهُ قَدٖیرٌؕ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖیمٌ ﴿7﴾
Umulur ki Allah sizinle onlardan düşmanlık ettiğiniz kimseler arasına bir sevgi koyar. Allah (buna) kâdirdir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.1
1bk. 3/103; 8/63
8
لَا یَنْهٰیكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖینَ لَمْ یُقٰتِلُوكُمْ فِی الدّٖینِ وَلَمْ یُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِیٰرِكُمْ اَنْ تَـبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُٓوا اِلَیْهِمْؕ اِنَّ اللّٰهَ یُحِبُّ الْمُقْسِطٖینَ ﴿8﴾
Allah, sizinle dininizden ötürü savaşmayanlara, (dininizi yaşadığınız için sizlere saygı gösterenlere) sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten ve onlara adaletli davranmaktan sizi men etmez. Çünkü Allah, âdil olanları sever.
9
اِنَّمَا یَنْهٰیكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذٖینَ قٰتَلُوكُمْ فِی الدّٖینِ وَاَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِیٰرِكُمْ وَظٰهَرُوا عَلٰٓى اِخْرَاجِكُمْ اَنْ تَوَلَّوْهُمْۚ وَمَنْ یَتَوَلَّهُمْ فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الظّٰلِمُونَ ﴿9﴾
Allah, ancak din(iniz) hakkında sizinle savaşanlarla, sizi (dininize göre yaşadığınızdan dolayı hor görüp) yurdunuzdan (veya bulunduğunuz yerden) çıkaranlarla ve sizin çıkarılmanıza arka çıkanlarla dostluk kurmanızdan sizi men eder. Her kim de onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
10
یٰٓـاَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنٰتُ مُهٰجِرٰتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّؕ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖیمٰنِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنٰتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِؕ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ یَحِلُّونَ لَهُنَّؕ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواؕ وَلَا جُنَاحَ عَلَیْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَیْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّؕ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْیَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواؕ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِؕ یَحْكُمُ بَیْنَكُمْؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ حَكٖیمٌ ﴿10﴾
Ey iman edenler! Mü’min kadınlar göç ederek (mü’miniz diye) size geldikleri vakit onları imtihan edin. Allah onların imanını (sizden) daha iyi bilir ya! Eğer siz de o kadınların mü’min olduklarını bilirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar, onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. (Kâfir kocalarının kendilerine) sarf ettikleri (mehirleri)ni onlara geri verin. (Siz de) mehirlerini verdiğiniz zaman, onları nikâhlamanızda üzerinize bir günah yoktur. Kâfir (müşrik kalan veya kâfirlere kaçıp giden) kadınların ismetlerini (nikâh bağlarını elinizde) tutmayın. Onlara sarf ettiğiniz (mehr)i (gittikleri kâfir kocalarından) isteyin. Onlar da (size hicret eden mü’min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda (her şeye) O hüküm verir. Allah hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.2
2bk. 2/229
11
وَاِنْ فَاتَكُمْ شَیْءٌ مِنْ اَزْوٰجِكُمْ اِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَاٰتُوا الَّذٖینَ ذَهَبَتْ اَزْوٰجُهُمْ مِثْلَ مَٓا اَنْفَقُواؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذٖٓی اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ ﴿11﴾
Eğer (inkâr edip kaçan) eşleriniz(e sarf ettiğiniz mehir)den bir şey, sizden kâfirlere geçer (alınmaz)sa siz (onlarla) savaşıp ganimet alırsanız,* (ondan), eşleri giden (mü’min)lere, sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve kendisine iman ettiğiniz Allah’ın emrine uygun hareket edin.
*
* Yahut: (Onlardan da size geçen kadınlar için mehir ödemede) sıra size gelince karşı tarafa sarf ettikleri (mehir) kadarını verin.
12
یٰٓـاَیُّهَا النَّبِیُّ اِذَا جَٓاءَكَ الْمُؤْمِنٰتُ یُبَایِعْنَكَ عَلٰٓى اَنْ لَا یُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَیْـًٔا وَلَا یَسْرِقْنَ وَلَا یَزْنٖینَ وَلَا یَقْتُلْنَ اَوْلٰدَهُنَّ وَلَا یَاْتٖینَ بِبُهْتٰنٍ یَفْتَرٖینَهُ بَیْنَ اَیْدٖیهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ وَلَا یَعْصٖینَكَ فٖی مَعْرُوفٍ فَبَایِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ ﴿12﴾
Ey Peygamber! Mü’min kadınlar, Allah’a hiçbir surette ortak tanımamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, (kız) çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasından bir iftira uydurup getirmemek (yani başkasından edindiği bir çocuğu, kocasına isnad etmemek)* iyiyi emir (ve kötü olanı yasaklaman) da sana karşı gelmemek şartıyla sana biat etmeye (sana bağlı kalacaklarına dair söz vermeye) geldikleri vakit, onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
*
* Hz. Peygamber’e kadınların biat şeklini anlatan bu âyet-i kerîme, Mekke’nin fethi günü nâzil olmuştur. Âyet-i kerîmede geçen “başkasından çocuk edinmek” iki şekilde olur: Ya gayr-i meşrû yolla ya da çocuğu olmadığı için başkasının çocuğunu alıp onun kocasından olduğunu söylemekle olur ki her iki hal de iftira yoluyla çocuk edinmiş olmaktır. Âyette geçen “zina etmeyecekleri” sözü ile zinadan doğan çocuğun kocasına ait olduğunu söyleme ayrı ayrı suçlardır. Çünkü kadın bu biatten önce veya sonra da zinadan olan hamileliğinin kocasından olduğunu söyleyebilir.
13
یٰٓـاَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَیْهِمْ قَدْ یَـئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا یَـئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحٰبِ الْقُبُورِ ﴿13﴾
Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir güruhu dost edinmeyin. (Çünkü) inkârcıların kabir ehlin(in dirilmesin)den ümitlerini kestikleri gibi, onlar da âhiretten (öyle) ümit kesmişlerdir.
*
Yahut, “min” beyâniyye olarak alınırsa, mâna şöyle olur: “Kabir ehlinden olan kâfirlerin (artık her türlü yardımdan) ümitlerini kestiği gibi, onlar da âhiretten öyle ümit kesmişlerdir.”