Feyzü’l FurkanTefsirli Kur’ân-ı Kerîm Meâli
88. GâşiyeÂyet 1
سُورَةُ الْغَاشِيَةِ

Gâşiye Sûresi

MEKKÎ26 âyet · Cüz 30 · Nüzûl sırası 68
Bu sûre hakkındaMekke döneminde nâzil olmuştur. Ğâşiye “kaplayıp örten” demektir. 26 âyettir. Adını ilk âyetindeki aynı ifadeden almıştır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1
هَلْ اَتٰیكَ حَدٖیثُ الْغٰشِیَةِؕ ﴿1﴾
(Dehşetiyle her şeyi) sarıp kaplayan (o kıyamet)in haberi artık sana geldi.4
4bk. 20/9
2
وُجُوهٌ یَوْمَئِذٍ خٰشِعَةٌۙ ﴿2﴾
Birtakım yüzler o gün öne eğiktir.
3
عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌۙ ﴿3﴾
(Onlar dünyada boşuna) çalışmış, yorulmuştur.5
5bk. 18/103-104; 24/39
4–5
تَصْلٰى نَارًا حَامِیَةًۙ ﴿4﴾
تُسْقٰى مِنْ عَیْنٍ اٰنِیَةٍؕ ﴿5﴾
Kızgın bir ateşe girerler, kaynar bir kaynaktan (su) içirilirler.
6–7
لَیْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَرٖیعٍۙ ﴿6﴾
لَا یُسْمِنُ وَلَا یُغْنٖی مِنْ جُوعٍؕ ﴿7﴾
Onlar için kuru, acı bir dikenden başka yiyecek yoktur. O ne besler ne de açlığı giderir.
8–11
وُجُوهٌ یَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ ﴿8﴾
لِسَعْیِهَا رَاضِیَةٌۙ ﴿9﴾
فٖی جَنَّةٍ عَالِیَةٍۙ ﴿10﴾
لَا تَسْمَعُ فٖیهَا لٰغِیَةًؕ ﴿11﴾
Birtakım yüzler de o gün güzel (ve mutlu)dur. (Dünyada Allah’ın rızasına uygun) çalışmış olmasından dolayı hoşnuttur. Yüksek bir cennettedir. (Bu kimseler) orada boş söz işitmezler.6
6krş. 19/62; 56/25-26
12–16
فٖیهَا عَیْنٌ جَارِیَةٌۘ ﴿12﴾
فٖیهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ ﴿13﴾
وَاَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌۙ ﴿14﴾
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۙ ﴿15﴾
وَزَرَابِیُّ مَبْثُوثَةٌؕ ﴿16﴾
Orada akan nice kaynak(lar), orada yüksek tahtlar, hem de (önlerine) konmuş kadehler, (sıra ile) dizilmiş yastıklar, serilmiş nefis halılar vardır.
17–20
اَفَلَا یَنْظُرُونَ اِلَى الْاِبِلِ كَیْفَ خُلِقَتْࣞ ﴿17﴾
وَاِلَى السَّمَٓاءِ كَیْفَ رُفِعَتْࣞ ﴿18﴾
وَاِلَى الْجِبَالِ كَیْفَ نُصِبَتْࣞ ﴿19﴾
وَاِلَى الْاَرْضِ كَیْفَ سُطِحَتْࣞ ﴿20﴾
(İnsanlar) o devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayılıp döşendiğine (ibretle) bakmazlar mı?
21
فَذَكِّرْ اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌؕ ﴿21﴾
(Resûlüm! Onlara) öğüt ver (ve uyar). Sen ancak bir öğüt verici (ve uyarıcı)sın.
22
لَسْتَ عَلَیْهِمْ بِمُصَیْطِرٍۙ ﴿22﴾
Sen, o (inanmaya)nların üzerinde zorlayıcı/baskıcı değilsin.
*
İman ettirmek için zorlama yoktur.1
23–24
اِلَّا مَنْ تَوَلّٰى وَكَفَرَۙ ﴿23﴾
فَیُعَذِّبُهُ اللّٰهُ الْعَذَابَ الْاَكْبَرَؕ ﴿24﴾
Ancak, kim (imandan) yüz çevirir ve küfre saparsa Allah da onu en büyük azap ile azaplandırır.
25
اِنَّ اِلَیْنَٓا اِیَابَهُمْۙ ﴿25﴾
Şüphesiz onların dönüşleri ancak bizedir.
26
ثُمَّ اِنَّ عَلَیْنَا حِسَابَهُمْ ﴿26﴾
Sonra onların hesabı(nı görmek) de yalnız bize aittir.