Feyzü’l FurkanTefsirli Kur’ân-ı Kerîm Meâli
95. TînÂyet 1
سُورَةُ التِّينِ

Tîn Sûresi

MEKKÎ8 âyet · Cüz 30 · Nüzûl sırası 28
Bu sûre hakkındaMekke döneminde nâzil olmuştur. Sekiz âyettir. Tîn, lügatte “incir”, mecâzen onun yetiştiği yer anlamındadır. Tîn’e yeminle başladığından sûre bu adı almıştır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1–4
وَالتّٖینِ وَالزَّیْتُونِۙ ﴿1﴾
وَطُورِ سٖینٖینَۙ ﴿2﴾
وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمٖینِۙ ﴿3﴾
لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسٰنَ فٖٓی اَحْسَنِ تَقْوٖیمٍؗ ﴿4﴾
Tîn’e ve zeytûne,* Sînâ dağına ve şu güven veren şehre (Mekke’ye) andolsun ki biz insanı hakikaten en güzel biçimde yarattık.
*
* Bunlar bir görüşe göre incir ve zeytin olarak meyve ismidir. Allah’ın yemini bunların faydasından dolayıdır. Diğer görüşlere göre bunların eski zamanlardan beri bolca yetiştiği yer olan, Filistin’e/Beytü’l-Makdis’e işaret vardır ki bu, bundan sonraki iki âyete daha uygundur. Çünkü buralarda Hz. İsa, Hz. Musa ve Hz. Muhammed’in (aleyhimüsselâm) peygamberlik görevleri vardır.
5
ثُمَّ رَدَدْنٰهُ اَسْفَلَ سٰفِلٖینَۙ ﴿5﴾
Sonra onu (isyanı, vahiy yolundan sapması, hep kötü şeyleri düşünüp yapması yüzünden) aşağıların aşağısına çevir(ip indir)dik.
*
Allah, insana muhakeme ve irade gücü ve yeteneği vermiştir. Kulağını, gözünü, gönlünü, aklını vahiyden koparıp hevâ ve hevesine bağlayan insan, Allah’a olan nankörlüğü, O’nu inkârı, ilâhî hükümleri tanımaması ve hareketlerindeki isyanı sebebiyle Allah katında hayvanlardan da aşağı olmayı ve cehennemin en alt tabakasına gitmeyi hak etmiştir.3
6
اِلَّا الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَیْرُ مَمْنُونٍؕ ﴿6﴾
Yalnız iman edip de sâlih (sevaplı) amel (ve hareket)lerde bulunanlar hariçtir. Çünkü onlar için ardı arkası kesilmez bir mükâfat vardır.
7
فَمَا یُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّٖینِؕ ﴿7﴾
O halde (ey insan! Bunca delillerden) sonra dini (hesap gününü) hangi şey sana yalan saydırabilir?
8
اَلَیْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحٰكِمٖینَ ﴿8﴾
Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni (ve hükmü en iyi olan) değil midir?
*
“Belâ ve ene alâ zâlike mine’ş-şâhidîn” (Evet, hâkimler hâkimidir, ben de buna şahitlik edenlerdenim.) demek, Peygamber Efendimiz’in tavsiyesidir.1