سُورَةُ الْعَلَقِ
Alak Sûresi
MEKKÎBu sûre hakkındaMekke döneminde nâzil olmuştur. 19 âyettir. İnsanın alak’tan yaratıldığını ifade etmekte ve aynı kelimeyle adlandırılmaktadır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1–2
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖی خَلَقَۚ ﴿1﴾
خَلَقَ الْاِنْسٰنَ مِنْ عَلَقٍۚ ﴿2﴾
Yaratan Rabbinin adıyla (Rabbin adına sana okunan şekliyle) oku (ve bildir insanlara).
*
Hz. Peygamber okuma yazma bilmemekle beraber, Arap müşriklerinde okuma yazma vardı. Hatta şiirlerindeki edebî sanat üst seviyede idi. Fakat öğrenimlerinin temelinde “Bismi’l-Lât ve’l-Uzzâ” gibi putlarını anma, onları yüceltme ve onlar adıyla okuma vardı. Bu âyet-i kerîme ile artık putlar ve onları yüceltme adına değil, Allah’ın yüceliğini hâkim kılma ve O’nun adıyla okuma inkılâbı yapılmış oldu. Burada mef’ûl (nesne/okunacak şey) kaldırılmış olduğundan rızasına uygun bütün okumaları da içine almaktadır. İnsanın aklını, düşüncesini aydınlatan fen bilimleridir. Gönlünü, duygularını aydınlatan ise din ilimleridir. Sadece fen bilimleri ile beslenen insan genelde hile, şüphe ve çıkarcılığa yönelir. Ancak din bilimleriyle birlikte insan yücelir, mutluluğa erer.
1–2
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖی خَلَقَۚ ﴿1﴾
خَلَقَ الْاِنْسٰنَ مِنْ عَلَقٍۚ ﴿2﴾
O insanı bir alak’tan (rahim duvarına asılmış zigottan/aşılanmış yumurtadan) yarattı.2
2bk. 22/5; 23/13-14
3–5
اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ﴿3﴾
اَلَّذٖی عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ﴿4﴾
عَلَّمَ الْاِنْسٰنَ مَا لَمْ یَعْلَمْؕ ﴿5﴾
Oku, insana bilmediğini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.
6–7
كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسٰنَ لَیَطْغٰىۙ ﴿6﴾
اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىؕ ﴿7﴾
Ama doğrusu insan, kendisini müstağnî (Allah’a karşı ihtiyaçsız) görmesiyle azar (tâğûtlaşır, rableşir/kendini tanrılaştırır).
8
اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىؕ ﴿8﴾
Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
9–10
اَرَاَیْتَ الَّذٖی یَنْهٰىۙ ﴿9﴾
عَبْدًا اِذَا صَلّٰىؕ ﴿10﴾
Gördün mü, namaz kılarken bir kulu men edeni(n hali nice oldu)?
*
Kureyş kabilesi içinde önemli bir mevkiye sahip olan ve kendisini yeterli görüp Allah’a ihtiyaç duymayan Ebû Cehil, Hz. Peygamber namaz kılarken boynuna basıp ona engel olmak istemişti. Fakat daha yanına varınca gözüne ateş hendeği ve bazı kanatlılar gözükünce titreyerek geri dönüp kaçtı.
11
اَرَاَیْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰىۙ ﴿11﴾
Söyle bana! Ya o (namaz kılan kul) doğru yol üzerinde ise!
12
اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىؕ ﴿12﴾
Yahut takvâyı (Allah’ı tanıyıp O’nun emirlerine uygun yaşamayı) emrediyorsa!
13
اَرَاَیْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىؕ ﴿13﴾
Söyle bana! Ya o (biri de hakkı) yalan sayıyor ve (imandan) yüz çeviriyorsa (hali nice olur)?
14
اَلَمْ یَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ یَرٰىؕ ﴿14﴾
(O,) Allah’ın (her şeyi) gördüğünü bilmiyor mu?
15–16
كَلَّا لَئِنْ لَمْ یَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِیَةِۙ ﴿15﴾
نَاصِیَةٍ كٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ ﴿16﴾
Sakınsın o. Yok eğer (inkârından ve bu tutumundan) vazgeçmezse andolsun ki (onu) perçem(in)den, o yalancı, günahkâr perçem(in)den yakalayıp (cehenneme) sürükleriz.
17–18
فَلْیَدْعُ نَادِیَهُۙ ﴿17﴾
سَنَدْعُ الزَّبَانِیَةَۙ ﴿18﴾
Artık o (kendisine yardım edecek) grubunu çağırsın. (Biz de) zebânîleri çağıracağız.
19
كَلَّاؕ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ﴿19﴾Secde âyeti
Sakın, (seni ibadet ve taatten men edene korkup) boyun eğme; (Allah’a) secde et ve (böylece başkalarına kulluktan kurtulup O’na) yaklaş.3**Secde**
3Secde âyeti konusunda bk. 7/206