سُورَةُ الْبَيِّنَةِ
Beyyine Sûresi
MEDENÎBu sûre hakkındaMedine döneminde nâzil olmuştur. Sekiz âyettir. Mekke döneminde indiği de söylenir. Beyyine, “açık delil” demektir. Birinci âyette geçen bu kelime sûreye ad olmuştur.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1
لَمْ یَكُنِ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتٰبِ وَالْمُشْرِكٖینَ مُنْفَـكّٖینَ حَتّٰى تَاْتِیَهُمُ الْبَیِّنَةُۙ ﴿1﴾
Ehl-i Kitab olan kâfirler ile müşrikler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar (kendi küfürlerinden) ayrılacak değillerdi.5
5bk. 5/17, 72; 9/30; 13/36
2–3
رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ یَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةًۙ ﴿2﴾
فٖیهَا كُتُبٌ قَیِّمَةٌؕ ﴿3﴾
(İşte bekledikleri apaçık delil:) Allah tarafından gönderilen, içinde payidar kalacak (doğru) yazılar (hüküm ve bilgiler) bulunduran, (batıldan) arınmış sayfaları okuyan (son) bir Resûldür (ki o da gelmiştir).6
6bk. 3/105
4
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذٖینَ اُوتُوا الْـكِتٰبَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَیِّنَةُؕ ﴿4﴾
(Böyle iken) Kitab verilenler ancak kendilerine apaçık delil (Kur’an ve Peygamber) geldikten sonra ayrılığa düştüler.
5
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِیَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖینَ لَهُ الدّٖینَ حُنَفَٓاءَ وَیُقٖیمُوا الصَّلٰوةَ وَیُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دٖینُ الْقَیِّمَةِؕ ﴿5﴾
Halbuki onlar, ‘Allah’ı birleyerek’ (O’na) kulluk etmek, bu dini yalnız Allah’a has kılmak,* namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermekten başka bir şey ile emredilmediler. İşte bu da en doğru/sağlam dindir.
*
* Dini Allah’a has kılmak/dinde ihlaslı olmak; dini, kendine veya başkalarına göre değil, Allah’ın emrine uygun yaşamak, O’nun emrine aykırı olan emirleri ondan üstün tutmamaktır. Aksi halde akla ve nefse uygun gelen şekli ile algılanan ve yaşanan İslâm da, Ehl-i Kitab’ınki gibi Allah’ın dini olmaktan çıkar.7
6
اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتٰبِ وَالْمُشْرِكٖینَ فٖی نَارِ جَهَنَّمَ خٰلِدٖینَ فٖیهَاؕ اُولٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِیَّةِؕ ﴿6﴾
Şüphesiz ki gerek Ehl-i Kitâb’dan gerek (Allah’tan başkalarına bağlanıp onları tabulaştırarak/ilâhlaştırarak) müşriklerden olsun (böylece) küfre sapanlar/kâfirlikte kalanlar, içinde devamlı kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte halkın en kötüsü/en şerlisi onlardır.8
8krş. 2/165
7
اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِۙ اُولٰٓئِكَ هُمْ خَیْرُ الْبَرِیَّةِؕ ﴿7﴾
Doğrusu iman edip de sâlih amel işleyenler, işte yaratılanların en iyisi onlardır.
8
جَزَٓاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنّٰتُ عَدْنٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهٰرُ خٰلِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ رَضِیَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُؕ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِیَ رَبَّهُ ﴿8﴾
Rableri katında onların mükâfatları, içinde devamlı kalacakları, alt tarafından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Bu (mükâfat), Rabbine (itaatle) içi ürpererek saygı gösteren kimselere mahsustur.9
9krş. 89/27-30