Feyzü’l FurkanTefsirli Kur’ân-ı Kerîm Meâli
102. TekâsürÂyet 1
سُورَةُ التَّكَاثُرِ

Tekâsür Sûresi

MEKKÎ8 âyet · Cüz 30 · Nüzûl sırası 16
Bu sûre hakkındaMekke döneminde nâzil olmuştur. Sekiz âyettir. Adını ilk âyetteki aynı kelimeden almıştır. Tekâsür, “çokluk ve çoklukla övünmek” demektir. Araplar cahiliye devrinde gerek mal, gerek kabile ve gerekse aşîretlerinin çokluğuyla övünürler, hatta bazen gider ölülerini de sayarlardı. Gruplar mezarlıkta birbirlerine; “Falanca gibisi var mı?” diyerek, büyüttükleri kimselerin başında onlarla övünerek yaldızlı nutuklar çekerler, onlara tâzimde bulunurlar, hatta secde bile yaparlardı. İşte Peygamberimiz bundan dolayı ilk zamanlar, kabir ziyaretini yasaklamıştı. Fakat sonra, tevhid gönüllere yerleşip câhiliyeye ait (İslâm dışı) hareketler terk edilince bu yasağı kaldırdı. Bir müslüman, müslüman birinin kabrini ziyarete gitmiş ise ona dua ve istiğfârda bulunmayı, onun rûhuna Fâtiha okumayı, insana ölümü hatırlatması için de kabirleri ziyareti tavsiye etmiştir.2
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1–2
اَلْهٰیكُمُ التَّكَاثُرُۙ ﴿1﴾
حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَؕ ﴿2﴾
Çoklukla böbürlenmek sizi kabirleri ziyarete kadar oyaladı.
*
Mezardakileri de saymaya varıncaya kadar yahut ölüp mezara gidinceye kadar bu hâle devam ettiniz.3 Diğer bir anlam ise mal ve servetle böbürlenip oyalanmanın mezara kadar devam etmesidir ki bu türlü yaşantının âkibeti devamındaki âyetlerde belirtilmektedir.
3
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ﴿3﴾
(Bundan) sakının! Yakında (kötülüğünü) bileceksiniz.
4
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَؕ ﴿4﴾
Yine sakının ki siz (âhirette de bunun kötülüğünü) bileceksiniz.
5
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْیَقٖینِؕ ﴿5﴾
Eğer siz kesin bilgi ile (hakikati) bilseydiniz (böyle yapmaz, dünyalıklarla övünmezdiniz).
6
لَتَرَوُنَّ الْجَحٖیمَۙ ﴿6﴾
Andolsun ki siz (bu kötü amellerinizin karşılığında) o alevli ateşi göreceksiniz.
7
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَیْنَ الْیَقٖینِۙ ﴿7﴾
Yine andolsun ki siz onu yakîn gözüyle (kendi gözlerinizle) göreceksiniz.
8
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ یَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖیمِ ﴿8﴾
Sonra andolsun ki o gün (siz, verilen) nimetlerden sorulacaksınız.
*
Allah’ın huzurunda bu sorguya kesin inanan insanın yaşantısı, İslâm’a uygun olur ve şükrün gereğini yerine getirir. Helâl kazanır, helâle harcar. Lüksten, israftan kaçınır ve infak etmesini bilir.4